Üniversitenin Özgür Düşünceye Savaş Açması…

Blogumdan yayınladıklarım kimi kesimleri bazen rahatsız ediyor. Neden anlamıyorum. Bu insanlar bence yazıların, harflerin içindeki değerlerin farkına varamayanlardır. Hayatımızda en iyisinden en kötüsüne eğitim kurumları var. Özellikle ülkemizdeki eğitim sistemine kaygıyla bakılmasının sebebi de bu büyük “kalite” uçurumunun oluşması zaten. Kalite derken neyi kastettiğiniz daha önemli aslında. Eğitim kalitesi mi proje kalitesi mi gelişmişlik ve gelişmeye olan katkının kalitesi mi yoksa önceki yazılarımda da belirttiğim ve bence bir ülkenin, bireyin, kurumun önemli “milestone”larından olan düşünce özgürlüğüne verdiği kaliteli veya vasat önem mi ? Bir üniversiteye neden gidersiniz ? Çağdaş bilgiye ulaşmak için değil mi ? Zaten “üniversite” kavramı da bunun üzerinden ortaya çıkmamış mıdır ? Çağdaş, değerleri anlamaya ve geliştirmeye teşvik eden bir yapı içerisinde, içerisinde bulunduğunuz ülkenin, durumun şartlarını iyileştirmek, insanlığa hizmet etmek için. Ancak malesef ülkemizde, yukarıda da sözünü ettiğim “kalite” olgusu burada en derininden karşımıza çıkıyor.

Gelelim kaliteli üniversite kavramına. Kaliteli üniversite dediğimiz şey sadece eğitimiyle, öğretim üyeleriyle belirlenen bir olgu değildir. Aslında “rant” kavramıyla karıştırılan nokta da burasıdır. Bir öğretim üyesi diğerinden kaliteli değildir, hepsi alanında uğraş vermiş kişilerdir. Hani bizde kaliteli hocalar var demek, öğretim üyesi olma mantığına aykırı, varoş dilinden başka birşey değildir. O yüzden öğretim üyelerinin iyi ders verip vermediği bir üniversitenin kalite olgusu değildir. Bir üniversitenin kaliteli olup olmadığının en büyük olgusu geliştirdiği, zaman içerisinde bulunduğu ülkede, bölgede neleri değiştirebildiği, bu ülkeye ve bölgeye neler katabildiği, öğrencileri ile beraber neler yapabildiğidir. Bunun ek kalite öğeleri yoktur. Kampüsünün teknolojik olması, kaliteli olması, ulaşıma yakın olup olmaması bu kavramlar içerisinde değerlendirilemez çünkü bunlar maddi değerlerdir, hani iyi ticaret yapıyorsanız, üniversitenizde tabiri caizse cebi bol insanlar varsa zaten bunlar vardır. Bu lüks bir restoranın kaliteli olarak değerlendirilmesine benzer ama tüm lüks restoranların yemekleri süper değil aksine, köşe başında varoş bir dükkanda yediğiniz şeyler sizde daha derin lezzetler bırakabilmektedir. Bunun örneklerini üniversiteye vurursak, kendini lüks kampüsleriyle satmaya çalışan çoğu üniversiteden aslında bir gelişme çıkmamaktadır. Ülkemizden de örnek vermek gerekirse ODTÜ, İTÜ, Dokuz Eylül gibi köklü ve kaliteli üniversitelerin kampüsleri eski olmasına rağmen içerisinde barındırdığı bilgi ve dayanışma, özgürlük olguları bu üniversitelerin her zaman daha ileride olmasına sebep olmuştur.

Gelelim ana konumuz olan “kimi üniversitelerin özgür düşünceye savaş açması” olayına. Kaliteli olarak gösterilen kampüslerinin içinde aslında çürük elmalar gibi yetiştirilmeye çalışan öğrencileriyle “kaliteli” olgusuna kavuşma ütopyası süren üniversiteler genelde “özgür düşünce”ye savaş açmış üniversitelerdir. Bununla alakalı net bir örneği de yakında yazacağım. Bence bunun nedeni, öğretim üyesi diye tabir edilen ancak eleştirilmeye açık olmayan ve belki de hayatları boyunca böyle bir eleştiriye maruz kalmamış veya kaldıramamış insanların makam kaygılarıyla öğrencilerin düşüncelerine saldırmasıdır. Bu elbette “rant” olgusundan gelmektedir. Neden bir öğretim üyesi bir öğrencinin düşünceleri sebebiyle küçülsün, eleştirilsin değil mi ? İşte bu varoş düşüncenin en fenasıdır. Öğretim üyesi ilah değildir, eleştirilebilir, yerilebilir, eleştirilere cevap veremiyorsa defolup gitmelidir. Ancak ülkemizdebu ve bu tip insanlar makamları ele geçirmiş, kök salmış, öğrencilerin ağızlarına hatta beyinlerine prangalar vurma cesaretini gösterebilmiştir. Eskiden de bunlar yaşanmıştır, şimdi de yaşanmaktadır. Öğretim üyesi onuru yerler altına alınmakta, şeriat mantığı ile üniversitelerimiz yönetilmeye çalışılmaktadır. Özgür düşünce ortamı eski Yunan’dan beri devam eden, Fransa ile yükselişe geçen ve şimdi birçok gelişmiş ülkenin üniversitelerini süsleyen en önemli kavramdır. İ,şte bu bir üniversitenin kalitesini ortaya çıkarır. Ama ne yazık ki ülkemizde bu ve bunun gibi kavramları, makam endişesi olarak gören yönetim musalla taşları oldukça özgür düşünce ülkemizde yer alamayacaktır.

Saygılarımla.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s