Girişimcilik Dersleri ve Üniversitelerin Misyonu Üzerine…

Girişimcilik dersleri her tarafta yaygınlaşmaya başladı, önce ülkemizde danışmanlık olarak hizmet veren çoğu bu özellikteki firma şimdi eğitim şekillendirmeleriyle birçok kişiye çeşitli , fikri girişimci unvanı kazandırmak için sertifikalar vermekteler. Son yıllarda yapılan birçok konferansla beraber, KOSGEB’in de yoğun desteğiyle üniversitelerde “Girişimcilik” üzerine dersler açılmaktadır. Evet bu gerçekten güzel bir şey çünkü insanların içindeki ışığı ortaya çıkarıp bunlardan ticari ve manevi başarı kazanmalarını öğretmek önemli bir misyon olsa gerek. Çoğu kişi de bunu böyle düşünür ama ben yine olayın temellerine inerek düşündüğümde ne kadar garip ve paradoks dolu bir sistem içerisine sürüklendiğimizi hissetmeden edemedim. KOSGEB girişimcilik üzerine *isteyenlere* zaten özel seminerler, eğitimler vermekte, bunu üniversiteye taşımak demek, bu teşvik dağıtımına üniversite öğrencilerinin ve yeni mezunların da katılmasını sağlamaktır. Evet, KOSGEB yönünden baktığımızda bu misyon çok güzel ve yaratıcı, TÜBİTAK olsun KOSGEB olsun güzel teşvik gelişmeleriyle de devlet bu alanda teşvike verdiği önemi günden güne arttırıyor. Ancak üniversite tarafından olaya baktığımızda bunun böyle olmadığı hissine kapılıyorsunuz. Çok kişiyle konuşun, duyacağınız şey genel bir üniversite proje eksikliği ve yakınmalardır. Ben de zamanında yakındım ve hala da kimi şeyler için büyüklü küçüklü yakınmaya devam da ediyorum çünkü, bir üniversitenin asıl amaçlarından birisi de öğrencilerinin derslerde öğrendiği teorik bilginin uygulamalar ve projeler vasıtası ile pratiğe dökülerek öğrencilere pratik ve uygulama mühendisliğini de deneyim ettirmektir. Ama devlet olsun özel olsun çoğu üniversitede bu olay ve amaç böyle işlemiyor. Üniversiteler ticari tabanlarda ödeme-alma emirleriyle yönetilir şekle dönüştükçe de bu durum böyle devam edecek. Aklınıza girişimciliğinizle bir fikir geldiğinde bunu bölüm başkanınıza, dekanınıza hatta rektörünüze gönül rahatlığıyla sunup, üniversitelerin sanatçılara, tuvalet giderlerine, ona buna ve bunun gibi normalde düzenlenmesi gerekli olan ıvır zıvır işlere verdiği milyonlarca dolardan bir pay isteyip projenizi gerçekleştirip hem kendinize hem de üniversitenize birşeyler katmanız gerekir. Ancak bu ülkemizde maalesef bu şekilde işlemiyor ve evet, projelerinizin, sizin hakkınız olan binlerce dolar para Demet Akalın gibi insanların cebine, bilinçli kötü dizayn yapan mimarların yenileme masraflarına, artık emekliliği bile geçmiş fosil hocalarınızın her geçen gün artan kimisi 10.000 TL’leri aşan maaşları için harcanıyor. Şimdi burada KOSGEB ve diğer girişimcilik kamu birimlerinden özenilerek üniversite bünyesine getirilen oncva dersin, saatin bir üniversite öğrencisine ne yararı olabilir ? Bu bir paradoks değil midir ? Bunun bana göre tek sebebi, zaten bir ticari yapılaşma haline gelen üniversitelerin KOSGEB gibi birimlerin yasal reklamlarını yaparak yine o fosil hocaların cebine girmesi planlanan bir kaç milyon Tl hibe koparma amacıdır. Sizce de öyle değil mi ? Bence üniversitenizde girişimcilik kurumlarının neden var olduğunu bir kez daha düşünmekte fayda var.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s