Cloud Servislerinde Altyapının Önemi..

Bulut Bilişim terimleri her geçen gün daha da yayılmakta ve bilinmekte. Önceki yazılarımdan birinde bulut sistemlerinin genel olarak ne işe yaradığını, ne için kullanıldığını işlemiştim. Bu yazımda da, kısa araştırmalarım dahilinde, bu sistemlerde altyapının ve güvenilirliğin önemine değineceğim. Bulut bilişim, global adıyla Cloud Computing teknolojisi aslında on yıllar önce tasarlanmaya ve düşünülmeye başlayan, desktop clientlarını web based hale getirme fikrinden ortaya çıkmıştır. Bu fikri gerçekleştirecek sistemler, bu olayın yükünü taşıyacak olanlar ise şüphesiz veri merkezleri yani serverlardır. Bu durum cloud computing’i yürürlüğe sokmada yavaşlatıcı bir sebeptir çünkü günümüz server teknolojileriyle o dönemin server teknolojileri birbirinden çok farklı ve sabitti. Serverların veri iletimleri ve internet ağlarının, gerek Dial-up olsun gerek DSL olsun bugünküne oranla ciddi derecede yavaş olması da belki de bulut bilişimin ilerleyememesinin bir nedeni olarak sayılabilir. Serverların Microsoft, Cisco, HP gibi firmaların öncülüğünde bir devrim geçirip “Core” sistemlere geçiş yapmaları, dünyanın internetin yararlılığına ve kullanılabilirliğine daha da fazla inanması ve yerel olsun global olsun tüm internet sağlayıcılarının Dial-Up iletimlerden DSL-ADSL-WiMax ve Fiber gibi teknolojilere geçiş yapması da bulut bilişimin önünü açmıştır. Engellerin kalkması ve internet bağlantı hızlarının, en azından kurumsal firmalarda yükselmesi bulut bilişimi yapılabilir bir hale sokmuştur bunu nasıl anlıyoruz. Bulut bilişim neydi ? İnternet üzerinden bir hizmete değil de bir uygulamayı direk kullanabilmekti. Bu kullanım elbette internet hızına bağlı olarak değişiyordu. 10 yıl önce Hotmail’e bağlanmak dakikalar alırken şimdi birkaç saniyenin ötesine geçmiyor. Bu durum web based uygulamaları da daha hızlı hale getirdi, bu da kullanıcının bekleme süresini azaltırken, web üzerinde daha çok işlem yapabilmesine olanak verdi. Bulut bilişim, tüm bu sistemlerin yükünü çektiği için belki de “Cloud” ismiyle anılmakta, çünkü ingilizcede –cloud- kelimesi buluttan öte toplu, içerikli anlamına da gelmekte. İşte bu kadar yükü taşıyan bir ağın da temellerinin çok sağlam olması gerek çünkü internet bağlantılarının dışında sistemde meydana gelebilecek küçük aksaklıklar bile bu sistemi kullanan binlerce insanın mailerini iletememesi, uygulamalarına erişememesi anlamına gelir. Bulut bilişim elbette sadece uygulamalardan oluşan bir ağ değil, zamanı gelince bilgisayarınız üzerinde bir işletim sistemi bile kurmaya gerek kalmayacak ve bilgisayarınız hep bağlı kaldığı bir internet ağı aracılığı ile online işletim sistemleri çalıştırmaya başlayacak ve her bilgisayar aslında sizin bilgisayarınız olacak. Bu sistemleri şu an en iyi sağlayuabilecek firma tartışmasız Microsoft. Apple ve Linux tabanlı sistemlerin de atılımları bulunsa da Microsoft’un dünya çapına yayılmış, fiberle donatılmış segment 4 veri merkezleriyle yarışabilecek durumda değiller. Bu anlamda verilerimin, özellikle böylesine ciddi kullanımı olacak olan bir devrim sisteminin abidik gubidik mekanlardan ziyade güvenilir ve köklü bir firma olan Microsoft’ta çalışması çok daha mantıklı. Microsoft’un Azure servisleri de bu geçişe neredeyse hazır, henüz ülkemizde kullanıma açılmamış olsa da yavaş yavaş kapılarını aralamakta. Azure, bulut bilişimi sizlere sunmakla kalmıyor hem sizin bunu yönetmenize imkan veriyor hem de geri planında destekleriyle her türlü sorununuza yardımcı oluyor. İsterseniz 1 aylık deneme hesabınızla Windows Azure’u test edebilirsiniz ve gerçek bir bulut bilişim deneyimi yaşayabilirsiniz. Veri merkezlerinin güvenliği de bulut bilişimde çok önemli bir konu çünkü binlerce insanın bulut bilişim kullanacağı ve bilgilerini bu veri merkezlerinde tutacağı göz önüne alınırsa küçük bir güvenlik açığında madur olmamaları içten değil. Microsoft yine kendi server güvenlik ve izleme teknolojileriyle *çok ilginç telemetri sistemleri var* verilerinizin güvenliğini hat safhada tutuyor. Bu da Microsoft Bulut Bilişimini seçmek için güzel bir sebep. Ki bence en önemli sebep. Linux tabanlı sistemlere virüs girilemez, altyapı kırılamaz dense de bu sistemler eninde sonunda open-source sistemlerdir ve ne kadar güvenilir olduğu, bir sorun olduğunda global şekilde organize olmuş kurumsal bir yapıyı nereden bulacağınız konuları da muallak durumdadır. Ki Linux’un server alanında kurumsal deneyimleri sadece –host- bazındadır, araştırdığınızda görürsünüz ki, çoğu kurumsal firma bulut bilişimin içereceği uygulamalar bazında Linux’u tercih etmez, Linux hız ve kolay işlem isteyenler içindir ancak komplike ve güvenlik isteyen uygulamalarda ve işlemlerde yetersiz kalacağı ve bana göre pek de güvenilir olmaması en büyük dezavantajı. Microsoft Azure servislerinin biraz içine girince ise Apple ile karşılaşılıyor. Apple’ın da Cloud servisleri alanında çalışmaları mevcut, iCloud Servisleri. iCloud Servislerine baktığımızda Windows Azure ile neredeyse eşdeğer özelliklere sahip ancak Apple’ın kapalı sistem prensipleri içinde geniş bir ağa sahip değil. Amerika Kanada gibi ülkelerin dışında Apple genelde Mac ve Phone olaylarıyla biliniyor ancak Microsoft bulut bilişimi dünya çapına ulaştırabilecek tek şirket olarak özelliğini korumaya devam ediyor. Veri merkezleriyle olsun, backgrounduyla olsun, client-server düzenekleriyle ve bunların up-down ağlarıyla olsun geniş bir sisteme sahip olan Microsoft geleceğin Cloud Computing teknolojilerinde başı çekmeye aday.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s